|
RUHA
GÜVENMEK
Güven, evrensel bilinçle doğrudan bağlantımızdır.
Güven
işittiğimizden, okuduğumuzdan, öğrendiğimizden daha fazlasını bildiğimizi bize
hatırlatır.
Hepimizin içinde olan Evrensel Ruhun bilgeliğini, sevgisini hissetmek için
görmemiz, dinlememiz ve güvenmemiz yeterlidir.
Güven duygusu ruhun
olabildiğinden daha ötesini görebilmesi için var olan bir meydan okumadır
aslında.
Şöyle bir düşün ve kırlara
çıktığında her tarafın kırmızı, sarı, mavi çiçeklerle dolu olduğunu gördüğün
anları hatırla.
Sabah güneşiyle açan çiçekler
sana ne hatırlatıyor?Sadece bir güzellik duygusu mu , yoksa dinsel bir anlam da
veriyor musun gördüklerine.
Güven ne dışsal bir olgudur
sadece nede dışsal bir Tanrı'ya inanmayı gerektirir. Çiçeklere inan yeter.
Ama çiçeklerin hazzına varan
biri Tanrı'yı da hisseder. Bir inanç olarak değil, mucizenin ve gizemin
sarhoşluk duygusu gibi.
Güven Yasası senin ve her
şeyin içinde var olan sevgiye ve zekaya güvenme duygusudur.
Sorunu duydum.Merak etme
ihtiyatlı olmanı engelleyen bir şey değil bu.
Güven kör değildir. Hepimiz
dürüst olmayan ve tehlikeli insanları tanıyoruz. Bu yüzden ihtiyatlı ve güçlü
olmak zorundayız. Tevekkülle ilgili olarak anlatılan bir hikayeyi hepiniz
hatırlarsınız.Hikayenin öğrettiği gibi 'Allah’a güven
ama eşeğini sağlam kazığa bağla.'
Güven Yasasını uygulamak için
herkesin doğruyu yapacağına güvenmen gerekmiyor. Bu yasanın daha geniş bir
anlamı var: Güven, Ruhun her birimiz, her kişi ve her koşul aracılığıyla
kendisini ifade ettiğini bilmek demektir. Güven aynı zamanda görünen ne olursa
olsun daha iyiye doğru hizmet edildiğinin farkındalığıdır.
BU BİRAZ FAZLA ESNEKLİĞİ
GEREKTİRMİYOR MU? ÖZELLİKLE ÇOK ACI ÇEKTİĞİMİZ ZAMANLAR DİYORSUN ÖYLE Mİ?
Haklısın güven insanın
atabileceği en büyük adım ve kaldırabileceği en büyük esnekliktir. Ne olursa
olsun devam etmeniz gerekiyor. Değil mi?
BU ADIMI NASIL ATABİLİRİM?
Şu anda kesinlikle
yüksek bir zekanın insanlık için senin ve herkesin aracılığıyla çalışlığını
bilseydin her acının ve her hazzın bir amacı olduğunu bilseydin?
BİLSEYDİM NE OLURDU?
Ne olurdu biliyor musun,
öncelikle büyük farkındalıklar yaşardın.
Güven Yasasını uygulamak
için inanman gerekmiyor çünkü. Ama yaşamını bunu biliyormuş gibi yaşamana
rehberlik ediyor. Bu yasanın ışığı altında yaşamını sürdürdüğünde
algılamalarında ve deneyimlerinde büyük farklılıklar oluşacaktır. Her zorluğa
seni olgunlaştıran bir test olarak bakacaksın. Her zorlukta dersler ve olanaklar
bulacaksın.
GÜVENİ, MANTIĞA TERCİH
ETMENİ SÖYLÜYORUM GİBİ GELDİ SANA DEĞİL Mİ?
Bu eğlenceli bir bakış açısı
olurdu yalnızca.Ama ne yazık ki öyle değil.
Çünkü güven mantığın zıddı
değildir. Güven Yasasını uygulamak yaratıcı bir yaşam için en yapıcı, en pratik
ve en mantıklı şeyleri yapmayı sağlar…
Bir çiçeğe dokunduğunda
dikkatini yoğunlaştırırsan net olarak hissedersin.Doğanın en hassas yaşam
formlarından biri olan çiçek kısa ömürlüdür. Dikkatsiz bir ayak soğuk bir kış,
seller gibi boşanan yağmur, hassas tomurcuk için yaşam-ölüm farkı demektir.
Çiçeklerin bize güven konusunda öğretecekleri çok şey var. Kendi yaşamında güven
bahçesini suladığın zaman tıpkı bir çiçek gibi yeniden açacaktır.
Güven sahip olduğun bir nesne
değildir. O her şeyde kendini ifade eden, gözlerindeki ışığın ardındaki
yaratıcılığın merkezinden yayılan, sevecen ve gizemli zekadır.
Bir çiçeğin güvenine bile sahip
olmadığını fark ettiğinde bu söylediklerim tam da en derin duygularını harekete
geçirmiş olabilir mi?
GÜNLÜK YAŞAMIMDA BÖYLESİNE
BİR GÜVENİ NASIL HİSSEDEBİLECEĞİNİ MERAK EDİYORSUN ÖYLE Mİ?
Öncelikle Ruhun konuştuğu
yüreğinin sezgisel bilgeliğini dinle. Çoğu kişi bakış açılarını geçerli kılmak
için öğretmenlere, kitaplara, bilim insanlarına, medyumlara, bir takım
insanların yönlendirmelerine ihtiyaç duyuyor.
Öğretmenlerin ve kitapların
değeri vardır. Sana rehber olacak ve ilham verecek kaynak yaşamına değişik
şekillerde girer. Ama hazinenin içinde olduğunu asla unutma; hiç kimse sana
zaten sahip olmadığın bir şeyi veremez; ancak kendi içsel zenginliğinin kapısını
açan anahtarın yerini gösterebilirler. Deneyimden konuşan insanları dinle.
Nerede karşılaşırsan karşılaş bilgelikle kucaklaş. Ama her zaman yüreğinin
bilgeliğiyle dışarıdan gelen rehberliği tart.
Kendine güvendiğin, karar
verdiğin ve yanlış olduğu mu gördüğün nice anlar olmuştur.Bir yolu diğerine
seçebilirsin ve bu kararının sonucunda zorluklarla karşılaşabilirsin. Bu, en
yüksek iyiliğin ve öğrenmen için yanlış seçim yaptığın anlamına mı geliyor?
Tabii ki hayır değil mi?
Güven her zaman doğru seçim
yapmış olduğunu bilmektir.
BÖYLESİNE BİR GÜVENE SAHİP
OLMAYI HERKES İSTER DEĞİL Mİ?
Öz güven doğal olarak kendi
doğrudan deneyimlerinle gelişir; bedeninin güdülerine, yüreğinin sezgilerine,
zihninin evrensel zekayla bağlantı kurma kapasitesine güvenmeyi öğrenirsin.
Yüksek düşünceler, beyninden
gelmez ama onun aracılığıyla gelir. Sen, dışsal bilgilerin yüklendiği bir
bilgisayar değilsin; yaratıcılıkla kendisini ifade eden evrensel zekanın
frekanslarını algılayan bir radyo gibisin. Yapman gereken şey dinlemek ve
güvenmek.
Keşke ben de bu kadar emin
olabilseydim diyebilirsin.
Güven emin olmadan
yaşamaktır.Yaşam pusulanı hissetmek, yüreğinin bir lamba gibi karanlığı
aydınlatmasına izin vermektir. Mutlak güven olmadıkça mutlak eminlik duygusu olamaz.
Bu her şeyin senin istediğin gibi gideceği anlamına gelmiyor. Ya da ilahi
adaletin seni her yaralandığında iyileştirme görevi üstleneceğini göstermiyor.
Güzel ya da çirkin her şey bu hayatta olabilir. Küçük aklımız daima en büyük
resmi göremez ve en büyük iyiliğimizin hangi yolla olacağını bilemez.
Yaşamın karmaşa ve
güvensizliği içinde tıpkı kırlardaki bir çiçek gibi güvenle yaşamayı
öğrendiğinde zihninin algılayabileceğinin çok ötesinde Ruhun her yerde, her
kişide, her şeyde ifade bulduğunu da görebileceksin.
Yani böylesi bir bilgeliğe
ulaştığımda hiç hata yapmayacak mıyım deme sakın.
Her an ayağın takılabilir ve
baş aşağı yuvarlanabilirsin.
Ama yerde yuvarlanırken eğer
düşmeseydin asla görme şansını elde edemeyeceğin bir taşı da görebilirsin.
Gördüğün gibi, güven asla hata
yapmamak ve her şeyin istediğin gibi gitmesi anlamına gelmiyor.
Güven, esnek olmak, hata
yapma riskini almak, hatalarından öğrenmektir. Bir başka deyişle, yaşam sürecine
güvenmektir. Ruha bu şekilde güvendiğinde yaşam gücünle doğrudan iletişim içinde
yaşamını sürdürüyor olacaksın.
İşte o zaman içinde olağanüstü
bir dinginlik ve iyilik hissedeceksin. O anda insanlığın karşılaştığı zorluklar
ve geçmesi gereken testler ne olursa olsun Dünyamızın Ruhun elinde olduğunu
öğreneceksin...
Tıpkı Işığa ulaşmak için
yönelen çiçek gibi.
|